Karl Jenkins’in Palladio süiti, modern klasik müziğin en etkileyici eserlerinden biri olarak kabul edilir. 1996 yılında bestelenen bu üç bölümlük süitin en ünlü kısmı, I. Allegretto adlı ilk bölümdür. Eser, Rönesans döneminin ünlü mimarı Andrea Palladio'dan esinlenerek adlandırılmıştır. Palladio’nun simetri ve oranlara dayalı mimari anlayışı, Jenkins’in bu eserindeki yapısal düzenlemelerde kendini hissettirmektedir. Minimalist tekrarlarla güçlü bir ritmik akış sunan Palladio, Barok müziğin Vivaldi tarzı motiflerini modern armonilerle birleştirir. Yaylı çalgılar için yazılmış olan bu eser, özellikle reklamlar, filmler ve sahne gösterilerinde dramatik bir etki yaratmak amacıyla sıklıkla kullanılmıştır. Müziğin sanat için önemi, klasik müzik geleneğini çağdaş bir yaklaşımla yeniden yorumlamasında ve dinleyiciye güçlü bir duygusal bağ sunmasında yatmaktadır. Jenkins’in bu eseri, klasik müzik ile modern estetik arasında köprü kurarak, hem geleneksel hem de yenilikçi bir sanat anlayışının ürünü olmuştur.